şansını mı denemek istiyorsun? öyleyse, rastgele bir yazıyı okumaya ne dersin?

Lost - Sezon 4 - Bölüm 1

Lost - Sezon 4 - Bölüm 1


devamını oku>>

Kaspersky Antivirüs 8.0.0.268 İndir Download Son Sürüm

Kaspersky Antivirüs 8.0.0.268 İndir Download Son Sürüm

Kaspersky Internet Security 8.0.0.268 İndir Download

Kaspersky 7 sürümleri için Türkçe Yama Kaspersky Antivirüs ve Kaspersky Internet Security Türkçe Yamasını İndirmek Download İçin Tıklayın

Kaspersky Antivirus ve Internet Security Türkçe Yamasını İndirmek İçin Tıklayın (Kaspersky 6 sürümleri İçin)

Kaspersky Lab, ev kullanıcılarını çevrimiçi ortamdaki güvenlik tehlikelerine karşı koruyan, Kaspersky Anti-Virus 7.0 ve Kaspersky Internet Security 7.0 adlı yedinci nesil güvenlik ürünlerinin halka açık beta sürümlerini yayınlıyor.

Kaspersky Lab, ev kullanıcılarını çevrimiçi ortamdaki güvenlik tehlikelerine karşı koruyan, Kaspersky Anti-Virus 7.0 ve Kaspersky Internet Security 7.0 adlı yedinci nesil güvenlik ürünlerinin halka açık beta sürümlerini yayınlıyor.

Bu yeni ürünler, 2006’nın baharında piyasaya sürülen ve etkinlikleri, güvenilirlikleri ve kullanıcı dostu arayüzleriyle tanınan Kaspersky Anti-Virus 6.0 ve Kaspersky Internet Security 6.0’ı destekleyen teknolojiyi esas alarak geliştirilmiştir.

Kaspersky Anti-Virus 7.0 ve Kaspersky Internet Security 7.0, 6.0 serisi ürünlerin sahip olduğu avantajların hepsini sunarken, içerdikleri en son teknolojiyle performansı daha da üst seviyelere taşımaktadır. Bu yeni ürünler ayrıca daha kullanıcı dostu bir arayüz de içermektedir.

Yedinci nesil ürünlerde yer alan belli başlı iyileştirmelerden biri de zaten ürünlerde var olan proaktif savunma modülünün de yardımıyla sonuca deneme-yanılma yöntemiyle en kısa sürede varan

güçlü bir analiz programının, davranışlarını inceleyerek henüz bilinmeyen zararlı programları bile tespit edebilmesi ve sistemlerden kaldırabiliyor olmasıdır. Bunun anlamı da sürüm 7.0’da yer alan ev kullanıcıları için geliştirilen ve tehlikeleri klasik şekilde imza esaslı tespit etme yöntemini de içeren ürünlerin bilinen ve bilinmeyen her tür zararlı programlara karşı üç katmanlı koruma sağlıyor olmasıdır. Bu çok katmanlı koruma sistemi, benzersiz olduğu kadar ev kullanıcılarının da rakipsiz bir koruma altında kendilerini güvence altında hissetmelerini sağlıyor.

Çevrimiçi ortamdaki her tür tehdide karşı ev kullanıcılarını koruyan entegre bir çözüm niteliğindeki Kaspersky Internet Security 7.0 ayrıca fonksiyonalitesini ve koruma özelliklerini önemli ölçüde geliştiren bir dizi iyileştirme de içeriyor. Bünyesinde yazıları analiz edebilen bir programın yanısıra yasaklanan web adreslerini kara listeye de alan yeni Ebeveyn Kontrolü modülü, anne ve babaların çocuklarının Internet sörflerini kontrol edebilmesine olanak sağlıyor, yani şiddet, pornografi ve uyuşturucu propagandası yapan portallara erişimi engelliyor. Gizli bilgileri koruyan Gizlilik Kontrolü modülü, e-posta adresleri, parolalar, banka bilgileri ve kredi kartı numaralarını da içeren hassas kişisel bilgilerin çalınmasını önler.

Tanıyabildiği yeni virüslerden bazıları:

-Worm.Mimail.i
-Worm.Sober
-Worm.Sobig.f
-Worm.Swen
-Worm.Win32.Welchia
-Worm.Win32.Lovesan
-Worm.Mimail

Kaspersky Internet Security 7.0’ın sunduğu fonksiyonlar ve koruma önemli ölçüde gelişmiş olmasına rağmen ürünü yönetmek, eskisinden çok daha kolay ve hatta deneyimsiz kullanıcılar için bile ürünü yüklemek oldukça kolay olacak.

Kaspersky Anti-Virus 7.0 ve Kaspersky Internet Security 7.0, Microsoft Windows Vista düşünülerek geliştirilmiş olup işletim sisteminin 32-bit ve 64-bit sürümleriyle de uyumludur. Ürünleri yukarıdaki adreslerden indirebilirsiniz.

Kaspersky Antivirüs 7 programını kaldırmakta zorlanıyorsanız buradan otomatik kaldırma dosyasını indirin..

Programın yeni sürümlerini yine bu sayfadan sizlere ulaştıracağım..


devamını oku>>

Kendi Uploadımız,

Second Sight


Second Sight
Rar Şifresi :www.oyun-arsivi.com
Dosya Türü:RiP ( Eksiksiz )



RapidShare Bağlantıları - A

http://rapidshare.com/files/101569750/II.Yasam.RiP.By.uA.IbrayM.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101583556/II.Yasam.RiP.By.uA.IbrayM.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101596783/II.Yasam.RiP.By.uA.IbrayM.part3.rar
http://rapidshare.com/files/101607939/II.Yasam.RiP.By.uA.IbrayM.part4.rar
http://rapidshare.com/files/101610139/II.Yasam.RiP.By.uA.IbrayM.part5.rar



Oyun Hakkında

"...aah... bu... bu baş ağrısı. Öldürüyor. Nedir... neredeyim? Başım... dönüyor... aaaah!"
"...bir şeyler oluyor. Neden buradayım? Kimim??"

Hm, beklemediğim kadar güzel bir oyun çıktı karşıma kurulumdan sonra. Aslında kurulum arabirimi, karşılama ekranı hiç de iç açıcı değildi. Sadece "Codemasters mı? Evet, denenmeye değer." diyerek avutuyordum kendimi. Free Radical'ın FPS oyunlarında Time Splitters ile yaptıklarını biliyordum, ancak yine de pek umutlu değildim. Bakalım neler çıkmış...

Psişiksin abicim sen. Psişmişsin; gel psi psi

Doğa üstü güçlerimiz olsaydı ne olurdu? Daha doğrusu beynimizi çok daha verimli kullansaydık ne olurdu? İlk başta "aah keşke öyle olsaydı yav" diyebiliriz buna. Ne güzel; yerimizden kalkmadan balıkların yemini verir, mutfaktan bir bardak suyu telekinesi ile getirir hatta göze görünmeden istenmediğimiz yerlerde dolaşabilirdik. Yahu, bir de buna sadece kendimizin değil de diğer insanların da sahip olduğunu düşünelim; o zaman ne olurdu? Kargaşa!

John Vattic, bilimsel tıbbın iyi doktorlarından birisi; yara bere içinde ve amneziye (hafıza kaybı) uğramış olarak kendisini bir araştırma laboratuvarında bulur. Neler olup bittiğini öğrenmek ister... şey... yani isteriz.

Psişik oyun Second Sight, Eylül gibi konsollara bulaşmıştı. Gerçi duyduk oyunun fena olmadığını ama tabi konsola ayıracak ne vaktim ne de imkanım olmadığından neler olup bittiğini bilmiyordum. Eeh, sonunda PC için de geliştirildi ve karşımıza geldi. Başta da belirttiğim gibi Free Radical -ki oyunun yapımcısı- FPS başarımları elde etmiş ve Time Splitters şimdiye kadar yaptıkları en büyük iş olmuştu. Second Sight ile sürükleyici konusu olan, hiç de kolay yapılamayacak bir konsepte adım atmışlar. Biraz eksiği olsa da gayet de başarılı olmuş. Bakalım, görelim...

Oyunda 6 aylık git-gel döneminde iki farklı ama birbirine bağlı konuyu aynı anda yaşatıyor bize Second Sight. Jonh Vattic, kendisinin "alakasız" olarak nitelendirdiği bir göreve seçiliyor. Bremen, Almanya'da bir brifinge katılarak işin aslını öğreniyor: Rusya'da delimsirek bir profesörün ne idüğü belirsiz işlerini araştırmaya gidecek olan Winter ICE operasyonunun ortasındaki kişi! Hem de herkes asker; kendisinin dışında bir kişi daha hariç. Aah o ne güzellik... Jayne Wilde. Bilimsel -ya da modern; her neyse- tıp dedim başta, işte bu hatun da zihinsel güçler, ot, börtü-böcek gibi şeylerle ilgileniyor Cheesy Tahmin edersiniz ki John bu ablayı sevmediğini iddia ediyor ama içten içe aşık olduğu bakışından belli. Neyse, bu ikisi ve askeri bir ekip başlıyorlar yolculuğa: Sibirya'ya. (Sibirya denilince aklıma hep Syberia geliyor. Aaah ah) Tabi öncesinde askeri eğitimin öneminden bahsediliyor Smiley

Diğer dönem ise Vattic'in bulunduğu mevcut süreçte geçiyor. Yani yara bere içinde, ayağında terliklerle bir oraya bir buraya koşturan psişik bir adam. Yalnız, koştururken çok kısa aralıklarla yeni psişik güçlerini farkediyor. Hani genelde yavaş yavaş öğrenilir uzun soluklu oyunlarda. Bu oyunda çok kısa aralıklarla öğrenilen yeni psi güçleri oyunun biraz kısa olduğunu gösteriyor, ki öyle. 17 bölüm boyunca silahlarla ya da beyin gücüyle ilerliyor, düşmanları öldürüyor ya da yanından görünmeden (charm ile) geçip gidiyoruz.

Oyunun dinamikleri aslında MGS - Splinter Cell gibi duruyor. Tabi her ikisi de Second Sight'tan oldukça ilerdeler ancak tarz ve mantık benzeşiyor. Tabi duvarların arasına sıkışıp kalan kamera, bir türlü alışamadığım hareket sistemi ve yine bir türlü alışamadığım ve bazen kameranın köşelerde kalması sonucu kimi hedef aldığımı göremediğim hedef sistemini saymazsak. Eh, tabi bir de buradaki biraz gerizekalı guard'ları. Adamlar ne yaptıklarını bilmeden karizmatik gözlükleriyle geziyorlar etrafta. Adamın önüne geçip psi attack atmak isterseniz 10 saniye süreniz var. Jetonu köşeliymiş bu modellerin.

Ya tabi sadece guardları suçlamamak lazım, ortam onları bu hale getirmiş. Sürekli beyinsiz hastaları görmekten... Neyse, işte bu guardların 10 tanesinin olduğu bir alana dalıp sağ salim çıkabiliyor Vattic, ayağındaki terliklerle. Olay çok basit: Bir ikisine ateş et, tranqulizer ile vur, gizlen, alarm sussun, sonra devam et. Adamlar kanıksamış bunu; "alarm susunca herşey yoluna girer!" demiş birisi bunlara.

Lots of guns

Second Sight, TPS-action-stealth gibi ender görülen hayli zor bir sistemi kaldırmaya çalışıyor. Tranquilizerın dahil olduğu silah seçeneklerine karşılık sessizlik de buna işaret. Tabi 17 level boyunca aynı mantıkla ilerlemiyoruz. Arada bize eşlik eden bilgisayar kontrollu karakterler var. Mesela oyunun başlarında Winter ICE ekibinden bir iki eleman bizi (Jayne ve Vattic) kurtarmaya geliyorlar. Başlarda temel amacımız binadan çıkmak. Tabi bu sırada da toplayabildiğimiz bilgiyi toplamaya çalışıyoruz bize ne olduğuna dair. Bilgiyi almaya çalıştığımız bilgisayarların arabirimlerine bayıldım doğrusu. Free Radical'ı kutlamak lazım. Ekranda beliren fare imleci ile e-mail okuyabiliyor, geri dönüşüm kutusundan döküman çıkartıp okuyor, kameraları kontrol edebiliyor ve hatta ufak tefek oyun bile oynayabiliyoruz Smiley İlerlerken karşımıza çıkacak ufak tefek bulmacamsı şeyler çıkabiliyor. Bulmacamsı dedim zira tam bulmaca denilmez. Psi güçlerle kapalı mekandan dışardaki bir tuşa basma, kutuyu telekinesis ile fırlatma, görünmeden aradan sıyrılma gibi... Ama hakkını yememek lazım, bunlar da olmasaymış oyun oynanmazmış. Bu tür şeyler oyunu canlı tutarak güzel hikayeyi sıkıcılıktan kurtarıyor. Hikaye demişken, Half Life 2'den beri hoşuma giden ilk hikaye Second Sight'ın hikayesi.

Oyunun konusu kadar sistematik özellikleri de göz dolduruyor gerçekten. Sesler, çizgi film tadında karakterler, mekanlardaki detaylar... Karakterlere seslerini çok iyi oturtmuşlar, şekil şemal itibariyle elemanın ses tonu uyuşuyor ve karaktere özgü kişilik katıyor. Karakterlerin boyundan yukarısı oldukça dinamik olmasına karşın vücudun diğer kısımlarında doku kaplamasıyla yetinilmiş. Vattic'in arada etrafa korku dolu bakışlar atması, kafasını tutup çökmesi gibi efektlerin yanında vücudundaki yaralar ve onları çevreleyen bandaj arasında bayağı fark var Smiley

Bunun dışında sniper rifle için geliştirilmiş dürbün görüşü çok güzel. Garip nişan alma yöntemiyle adama nişan aldıktan sonra ekranın sağ altında ortaya çıkan dürbün baktığımız yöne en yakın düşmana odaklanıyor ve tadını damakta bırakarak adamı vuruyoruz. Yalnız bir gariplik var, adam vurdukça yenisi geliyor Smiley

Sonuçta hiç beklemediğimin aksine severek oynadığım bir oyun olarak çıktı karşıma Second Sight. Tek solukta (ortalama 10-12 saat) rahatlıkla bitirilebilecek ve tekrar oynanamayacak olmasını da söyleyebilirim. Zira mantıklı bir konuya sahip olan bir oyun ve konuyu öğrenip çözdüğünüzde yeniden başlamak mantıklı gelmeyecektir; tabi bunu söylerken sadece Second Sight'ı baz alıyorum. Yoksa Splinter Cell gibi bir yapıtı defalarca farklı yollardan çözebiliyoruz. Ancak bunu Second Sight için söylemek mümkün değil. Bu arada belirteyim, save olayı yok. Her bölümde checkpoint'ler var ve oraya varınca oyun artık bir dahaki sefere oradan devam ediyor.

Second Sight'ı rahatlıkla herkese tavsiye edebilirim. Sıkılmadan oynayabileceğiniz bir oyun.

Görüntüler

WWE SmackDown! vs. RAW 2007


WWE SmackDown! vs. RAW 2007
Rar Şifresi :www.oyun-arsivi.com
Dosya Türü:RiP ( Eksiksiz )



RapidShare Bağlantıları - A

http://rapidshare.com/files/101619825/Wolksvagen.vs.RAW_2oo7_uA.part1.rar
http://rapidshare.com/files/101629203/Wolksvagen.vs.RAW_2oo7_uA.part2.rar
http://rapidshare.com/files/101637173/Wolksvagen.vs.RAW_2oo7_uA.part3.rar
http://rapidshare.com/files/101641987/Wolksvagen.vs.RAW_2oo7_uA.part4.rar



Oyun Hakkında


World Wrestling Entertainment'i herkes bilir. Eskiden beri, özellikle geceleri bazı kanallarda izlerdik; Amerikan güreşleri. Oldukça hareketli geçerdi. Çoğumuz orada olanların gerçek olduğunu bile sanmıştık, ama sadece bir gösteriydi. Zaten adından da belli, World Wrestling Entertainment! Bu konuda yüzlerce oyun yapıldı, filmlere konu oldu. Seneler geçtikçe, herşey daha da gelişti. Hem Amerikan Güreşi, hem de oyun platformları oldukça geliştiler. Şimdilerde piyasada oldukça kaliteli bir güreş oyunu dolaşıyor. İlk olarak X-Box için piyasaya çıkmıştı, ardından da PC için piyasalarda. Çok detaylı, oynamaya değer, günlerinizi alacak bir oyun. X-Box versiyonundan birazcık kalitesiz de olsa, yine de oldukça sağlam olduğu kesin. Neyse, oyunumuzun detaylarına inelim bakalım. O zaman daha iyi anlayacaksınız herşeyi.

Bir kere oyundaki genel atmosfer harika yansıtılmış. Çift CD'de geliyor oyun ve bunun tek sebebi, her oyuncunun kendine has bir filminin ve müziklerinin olması. Bu nedenle oyun harddiskte de 1,5Gb gibi bir yer kaplıyor. Daha başlangıçta gösterilenler bile, gaza gelmemizi sağlıyor. Ardından oldukça kompleks bir menü ile karşılaşıyoruz. Burada oyun seçenekleriyle options bulunuyor. Options'da ayarlar genelde otomatik olarak yapılmakta, çözünürlük ayarı yok. Sadece ışıklandırma falan gibi detayların kalitesi ile oynayabiliyorsunuz veya kapatabiliyorsunuz.

Oyunda bir dolu mod var. Exhibition modu yabancı değil. Buna girdiğiniz zaman, oyunda bulunan diğer tüm modları oynayabiliyoruz. Ama sadece oynamış olmakla kalıyoruz. Teke tek, ikiye iki, bir kişiye karşı üç kişi, dört kişi birbiri ile... diye gidiyor. Yani mod çok. Bunlardan birini seçerek, oyuna ısınmanızı tavsiye ederim. Çünkü öğrenmeniz gereken çok şey olacak. Hatta How to Play seçeneği ile de bir video görüntüsü sayesinde oyunun nasıl oynandığını öğrenebiliyorsunuz. Ama sadece genel tuşları anlatıyor. Gerisi size kalmış.

Oyuncunuzu falan seçtikten sonra, oyunun kuralları çıkıyor karşınıza. Süreyi, ring dışında kalma süresini, oyun esnasında alakasız kişilerin oyuna katılmasını falan buradan ayarlayabiliyorsunuz. Bu başkasının oyuna katılması harika. Mesela 4 kişi ringde birbirinizi yiyorsunuz, tam işler karışmış, bir bakıyorsunuz kapıdan bir 3 kişi daha geliyor. Ortalık daha da bir karışıyor. Bir de oyunda sizi sevenler ve sevmeyenler var. Sevenler yardım ederken, sevmeyenler bir araya gelip size meydan dayağı atabiliyorlar. Aman dikkat.

Exhibition modunun dışında kalanlar ise, turnuva modları ve ünvan maçları. Turnuva modlarında, tekli, çiftli, grup halinde falan turnuvalara katılabiliyorsunuz. Ayrıca ünvan maçlarında ise, Avrupa, Dünya gibi mekanların şampiyonu olmaya çalışıyorsunuz. Bu modda, Street Fighter usulü, önünüze gelenle savaşıp geçiyorsunuz ve sonuncu adamdan sonra şampiyon oluyorsunuz. Turnuva modunda ise, klasik playoff dağılımında ilerliyorsunuz. Özellikle turnuca modları oldukça eğlenceli. Bir ton mod olduğundan, hiç sıkılmadan hepsini bitirebiliyorsunuz. Çünkü her bitirdiğiniz oyun, yeni birşeylerin açılması anlamına geliyor. Oyuncular, ringler, dövüşürken kullanılacak eşyalar falan gibi.

Oyunda dövüşmek oldukça kolay. Zaten toplam 4 tuş var. Default ayarlar ile, "A" tuşu ring dışına çıkıp girmek, seyircileri gaza getirmek işine yarıyor. "S" tuşu ise rakibi tutmaya yarıyor. Ardından yön tuşlarını kullanarak değişik tarzda adamı fırlatabiliyorsunuz. "D" tuşu ile tekme ve yumruk atabiliyorsunuz, "C" tuşu da korunma amaçlı. Diğer tuşlar da çoklu oyunlarda hedef seçmek falan gibi tuşlar. Bunları kendiniz ayarlayabilirsiniz. Hepsinin tek fonksiyonu olmasına rağmen, birlikte basıldıklarında çok değişik hareketler de yapabiliyorsunuz. Oyunda oldukça fazla hareket var. Yani televizyonda gördüklerinizin hiçbiri es geçilmemiş. Yerde yatan adama cehennem azabı çektirmekten tutun, ringin iplerine tırmanıp 4 kişinin birden tepesine atlamak var. Hatta süper hareketler yaparsanız, oyun ekranında sol üst tarafta çıkan bir pencerede hareketin tekrarı gösteriliyor.

Devamı : http://www.trgamer.com/yazi.asp?id=1310&pg=2

Görüntüler

http://www.tothegame.com/screenshot.asp?id=1835

Video

http://www.gamespot.com/ps2/action/smackdownvsraw2007/media.html

Tomb Raider : Anniversary


Tomb Raider : Anniversary
Rar Şifresi :www.oyun-arsivi.com
Dosya Türü :RiP
Açabilmeniz için önerdiğimiz program:WinRaR (Programa ulaşmak için tıklayınız)



RapidShare Bağlantıları - A

http://rapidshare.com/files/103121851/Tomb.Croft.Ananiverserseri.RiP.uA.part1.rar
http://rapidshare.com/files/103150237/Tomb.Croft.Ananiverserseri.RiP.uA.part2.rar
http://rapidshare.com/files/103163061/Tomb.Croft.Ananiverserseri.RiP.uA.part3.rar
http://rapidshare.com/files/103173590/Tomb.Croft.Ananiverserseri.RiP.uA.part4.rar
http://rapidshare.com/files/103183216/Tomb.Croft.Ananiverserseri.RiP.uA.part5.rar
http://rapidshare.com/files/103191861/Tomb.Croft.Ananiverserseri.RiP.uA.part6.rar
http://rapidshare.com/files/103200069/Tomb.Croft.Ananiverserseri.RiP.uA.part7.rar
http://rapidshare.com/files/103208939/Tomb.Croft.Ananiverserseri.RiP.uA.part8.rar



Oyun Hakkında


Oyun dünyasının en çok tanınan karakteri kim diyerekten bir anket yapılsa, büyük bir ihtimal birinci sırada Lara Croft olurdu. Hatta çoğu kişi Tomb Raider'ın ne olduğunu bilmezken Lara Croft'un adını duymuştur ve onu tanıyordur. Herhalde kendisinin yer aldığı oyundan daha fazla tanınan bir oyun karakteri daha oyun dünyasında yer almamıştır (Evet, bir de Metal Gear Solid serisinden Snake var). Şimdi hep birlikte kısaca Tomb Raider serisinin inişli ve çıkışlı tarihine bakalım.

İlk Tomb Raider 1996 yılında Core Design ve Eidos Interactive işbirliği ile piyasaya sürüldüğünde oyun dünyasında yer yerinden oynamıştı. O zamanlarda tüm oyunlarda kaslı ve iri yapılı erkek karakterler (tabii Duke'un yeri ayrıdır gönlümüzde) yer alıyorken, Tomb Raider'da Lara Croft adında güzel bir bayan karakter yer alıyordu. Oyun, sırf bu yüzden bile oldukça konuşuldu. Ancak, üzerinde en çok konuşulan nokta oyunun oynanış biçimiydi. Tomb Raider, o zamanlar alışık olmadığımız bir oynanış türü olan 3. şahıs perspektifinden oynanıyordu ve oyun, tamamiyle 3 boyutlu olarak hazırlanmıştı (hatta bu türü rahatlıkla Tomb Raider yarattı diyebiliriz). Tüm bu saydığım özelliklerinden dolayı oyun oldukça başarılı oldu ve dünya çapında milyonlarca satıldı. Ve kaçınılmaz olarak Lara Croft, erkeklerin sevgilisi (ve kızların bir numaralı düşmanı) ve bir idol haline geldi. Acaba Toby Gard, Lara Croft'u modellerken bu kadar başarılı olacağını hayal etmiş miydi? İlk oyundan sonra paranın güzelliğini gören Eidos Interactive ve Core Design, zaman geçirmeden 2. oyunun yapımına başladılar. 1997 yılında Tomb Raider 2 piyasaya sürüldü. Bu oyun, ilk oyunun grafik motoru ile yapılmış ve grafik motoruna ilk kez bu oyunda dinamik ışıklandırma eklenmişti (benim yadigâr S3 Virge kartımı ağlatmasından dolayı bu özelliği hiç unutmam, unutamam). Bu oyun da oldukça tutuldu ve Lara'nın ününe ün kattı. Hatta oyunun Venedik bölümü birçok kişi tarafından en iyi oyun bölümü olarak seçilmişti. Bundan sonra Core Design işi iyice abartmış ve Lara'ya benzer kızlar bulup onları reklam kampanyalarında kullanmaya başlamıştı. 1998 yılında ise Tomb Raider 3: Adventures of Lara Croft piyasaya sürüldü. Oyun, yine aynı grafik motorunun birkaç efekt eklenmiş hali ile yapılmış ve Lara'ya birkaç yeni hareket eklenmişti. Bunların dışında ilk iki oyunla arasında fark yoktu. Hatta oyun özünden sapmış ve dedektif rolüne bürünmüştük (oyunun konusu gerçekten de kötüydü). Bu oyunla birlikte ilk defa seriye kötü anlamda tepkiler gelmeye başlamış ve seride köklü değişiklikler istenmeye başlamıştı. 3. oyun Lara hayranları dışında pek ilgi göremedi.

3. oyundan 1 yıl sonra Core Design vazgeçmedi ve 1999 yılında Tomb Raider 4: The Last Revelation piyasaya sürüldü. 3. oyuna gelen tepkilerden ders alan Core Design bu oyunda bizi Mısır'a götürdü. Grafik motoru yine aynı kalsa da Lara'nın modellemesi geliştirilmişti ve oyunun konusu oldukça güzeldi (serinin en iyi bulmacaları da bu oyunda yer almaktadır). Oyunun sonunda ise Lara ölüyordu veya biz öyle sanıyorduk. Bu oyun, seri için bir diriliş oyunu gibiydi, pek çok kişi tarafından beğenildi ve oynandı. Biz bu oyunla Tomb Raider serisinin bittiğini düşünürken Core Design yine yapacağını yaptı ve 2000 yılında Tomb Raider: Chronicles'ı piyasaya sürdü. Oyun, yeni bir oyundan çok Lara'nın eski maceralarını konu alıyordu. Core Design yine kolaya kaçmış ve oyunu aynı grafik motoru ile yapmıştı. Bu oyunla birlikte Tomb Raider serisi iyice dibe vurmuştu. Artık Lara Croft hayranları bile Core Design'a kızıyordu (ara oyunlardan hiç bahsetmiyorum, zira onlar sırf para kazanmak amaçlıydı. Piyasada Tomb Raider 4 varken, 3. oyunun ek paketine kim bakar ki?).


Yazının devamı : http://www.trgamer.com/yazi.asp?id=2370&pg=2


Görüntüler



Video

Chessmaster 10th. Edition


Chessmaster 10th. Edition
Rar Şifresi :www.oyun-arsivi.com
Dosya Türü:RiP



RapidShare Bağlantıları - A

http://rapidshare.com/files/105218149/10.nesil.satranc.by.uA.RiP.part1.rar
http://rapidshare.com/files/105225647/10.nesil.satranc.by.uA.RiP.part2.rar



Oyun Hakkında



Chessmaster 10th Edition, satranç severlerin ya da satranç öğrenmek isteyen ve orta düzeyde İngilizce bilenlerin mutlaka sahip olmak isteyecekleri son derece detaylı bir oyun. Bu inceleme için değerlendirme puanı verirken, oyunun grafikleri ya da ses efektleri gibi başka oyunlarda ön plana çıkan özellikler yerine, sadece satrançla ilgilenenlerin almayı isteyeceklerini düşündüğümden onların olası beklentilerini dikkate aldım.

3 cd'de gelen oyuna başlarken önce bazı ön ayarlamalar yapıyoruz ki bunlar sistemimizin özelliklerine göre sorunsuz olarak oynayabilmemiz şart. Bu ayarlar sesin açık ya da kapalı olması, satranç takımının yalnızca 2 boyutlu olup olmaması ve render seçeneğinin Direct 3D veya OpenGL olarak belirlenmesi. Bir sonraki adımda ekranda kullanmak istediğimiz ismi yazdıktan ve kendimiz için bir portre beğendikten sonra, satrançtaki düzeyimizi belirlemek açısından verilmiş 4 seçenekten bir tanesini işaretliyoruz ki bu seçenekler, a) Daha önce hiç satranç oynamadım. b) Daha önce satranç oynadım. c) Düzenli olarak satranç oynarım ve d) Satrançta derecem var şeklinde. Buraya kadar olan ayarlar, kurulumdan sonra sadece ilk sefer yapılması gereken ayarlar.

Oyunumuz kısaca 3 ana bölümden oluşuyor; Learn (Öğrenme), Play (Oyun) ve Fun (Eğlence). Öğrenme kısmında 4 kategori var ve bunlar da akademi, ünlü oyunlar, veri bankası ve klasik açılışlar. Akademi bölümünde Josh Waitzkin ve Larry Christiansen'ın satranç dersleri ile satrançla ilgili test soruları var. Ünlü oyunlar kısmında meşhur maçları seyredebilir, veri bankasında çeşitli turnuvalardaki maçları ve hamle detaylarını bulabilir ve klasik açılışlar kısmında ise güvenilir başlangıçları öğrenebilirsiniz.

Oyunun kendisi ile ilgili detayları en sona bırakarak, eğlence kısmına baktığımızda bunun da 3 bölümden oluştuğunu görüyoruz. İlkinde aslında bildiğimiz satranç oyununu konuşan, atraksiyon yapan komik bir satranç takımıyla oynamanın dışında farklı bir şey yok. İkinci bölümde çeşitli bulmacalar var ki gerçekten de bunlarla uğraşmak oldukça zevkli. Bu bulmacalar önceden hazırlanmış bir satranç tahtasının üzerindeki mevcut taşlarla sizden istenen hamleyi yapabilmenize dayanıyor. Eğlence bölümünün son kategorisi ise yine bilginizi ölçmek bakımından kullanabileceğiniz testlerden oluşuyor.

Esas oyun kısmı ise oldukça detaylı ve pek çok seçenekten oluşuyor. Buradaki alternatiflerimiz de yine sırasıyla Training Mode (Alıştırma), Ranked Play (Sıralandırmalı Oyun), Set Up Position (Kendi tasarlayacağınız tahtada oynama), Tournaments (Turnuvalar), Online ve LAN üzerinden oynama. Bu seçenekler arasında diğerlerinden daha farklı olan aslında sadece Set Up Position, çünkü burada hamleleri de hazırlayarak istediğiniz düzende bir tahta oluşturarak belirli bir pozisyonda oynamaya başlayabiliyorsunuz.

Sıralandırmalı oyunda, rakibinizin zorlama derecesini, süre ile ilgili kontrolleri ve renginizi seçerek klasik bir satranç oyununa başlıyorsunuz. Turnuvada ise öncelikle acemi, orta düzey, usta vs gibi kategoriler içinden size uyanını ve bunlar arasında da istediğiniz turnuvayı seçerek, bilgisayarın belirlediği sıraya göre çeşitli rakiplerle oynuyorsunuz. İsterseniz önceden hazırlanmış turnuvaları oynayabileceğiniz gibi, dilerseniz kendiniz de bir turnuva yaratabiliyorsunuz. Turnuvaların ilginç yanı bilgisayarın sanal kişiler arasında hazırladığı oyunları da seyredebilme imkanınızın olması. Böylece gerçekten bir turnuvada olduğunuz ve aynı anda pek çok maçın oynandığı hissine kapılıyorsunuz.

Bir kez oyuna başladıktan sonra ise neşenize göre değiştirebileceğiniz pek çok ayara sahipsiniz. Ekranın üst köşesinde File, Edit, Actions, Mentor, Preferences, Windows ve Help seçeneklerinden oluşan geniş bir menünüz var. Buradan oyunu kaydedebilir, yazıcıdan çıktı alabilir, oynanmış hamlelerin listesine ulaşabilir, oyunu durdurabilir, geri çekilebilir ya da meydan okuyabilir, oyunla ilgili yardım alabilir veya ekran görüntünüzü istediğiniz şekilde ayarlayabilirsiniz. Tercihler menüsüne girdiğinizde 5'i iki boyutlu, 27'si üç boyutlu ve 3'ü de hem üç boyutlu hem de animasyonlu olmak üzere toplam 35 adet birbirinden farklı görüntüde sete sahip olduğunuzu görüyorsunuz. Ancak bunlardan 10 tanesi oyunun başında seçime kapalı durumdalar ve bunları kullanabilmeniz için her biri için verilen sayıda galibiyetiniz olması lazım. Yine aynı tercihler menüsünden tahtanın yönünü değiştirebilir, oyun ve hamlelerle ilgili ses efektlerini düzenleyebilir, sayamadığım kadar çok arka plan zeminlerinden istediğinizi seçebilir, aldığınız rakibe ait taşların sabit, alınış sırası ya da önemine göre olmak üzere nasıl dizileceğine karar verebilir, ekran çözünürlüğünü ayarlayabilirsiniz. Ekranın sol alt köşesini kullanarak seçtiğiniz bölüm içinde başka bir alt kategoriye , öğrenme bölümüne veya ana menüye dönebilirsiniz. Sağ alt köşedeki ikonları kullanarak ise rakibinizi geri çekilmeye davet edebilir ya da geri çekilmek istediğinizi belirtebilirsiniz.

Sonuç olarak Chessmaster 10th Edition'ın satranç oynamayı sevenleri fazlasıyla tatmin edeceğini düşünüyorum. Ancak kendim bu konuda iddialı olmadığımdan bilgisayarın usta oyuncuları zorlamak konusunda ne kadar başarılı olduğunu söyleyebilmekten uzağım. Yine de satranç tutkunlarına ve bol adrenalin salgılatan oyunlar arasında biraz soluklanmak isteyenlere tereddütsüz tavsiye ediyorum.

Alıntı : TRGamer

Görüntüler

http://www.gamespot.com/pc/puzzle/chessmaster10thedition/images.html?om_act=convert&om_clk=gsimage&tag=images;all

Video

Ford Racing : Off Road


Ford Racing : Off Road
Rar Şifresi :www.oyun-arsivi.com
Dosya Türü:RiP



RapidShare Bağlantıları - A

http://rapidshare.com/files/105251278/Alirsin.Ford.Olursun.Lord.RiP.rar



Oyun Hakkında

The next game in the Ford Racing series will feature off-road tracks galore.

Genre: Rally / Offroad Racing
Release Date: March 2008

Görüntüler

http://www.gamespot.com/pc/driving/fordoffroad/images.html

Video




Turning Point: Fall of Liberty


Turning Point: Fall of Liberty
Yükleyen :Erdo4
Rar Şifresi :www.oyun-arsivi.com
Crack :Gerek Yok
Dosya Türü :RIP ( Eksiksiz )



RapidShare Bağlantıları

(göstermek/gizlemek için tıklayın)



Oyun Hakkında
Uzun bir süredir yapım aşamasında olan Turning Point: Fall of Liberty sonunda kendini gösterdi. Ama göstermez olsaydı, daha geç çıksaydı bu kadar hayal kırıklığı yaşatmasaydı. Hatırlanacağı üzere oyun 2007�nin sonlarına doğru piyasaya sürülecekti ve 2. Dünya Savaşı�na farklı bir kurgu sunan atmosferiyle ilgi çekiyordu. Bunun en büyük sebeplerinden biri de Spark Unlimited�tı. Daha önce Call of Duty: Finest Hour�u PS2 ve GameCube için hazırlamışlardı. Ama ondan daha önce Spark Unlimited, Medal of Honor�u geliştiren ekipte yer alanlardan oluşuyordu. Call of Duty: Finest Hour aslında ortalama altında bir oyundu, ama bu işte tecrübeliler, kendilerine ders çıkarmışlardır diyerek Fall of Liberty�e biraz daha umut bağlamıştım. Ama hikaye ne yazık ki acıklı.

Beklentiler ve sunulan

Oyunun kısaca konusundan bahsedersek, her şey Winston Churchill�ın kazada hayatını kaybetmesi ve savaşın kaderinin değişmesiyle başlıyor. Almanlar, Amerika�yı işgal ediyorlar. Bizde inşaatta usta başı olarak çalışırken bir anda kendimizi Amerika�yı kurtarmakla görevli bir kahraman olarak buluyoruz. Böyle bir ortamda oradan buraya koşturup Nazi avlıyoruz.

İnşaatta kendi halimizde çalışırken, siren seslerini duyup, Alman zeplinlerini gördüğümüz gibi inşaat alanından kaçışımızla maceramız başlıyor. Bu ilk bölüm hem oyuna giriş hem de Tutorial kıvamında. Ancak zaten ilk dakikalardan itibaren Fall of Liberty vasatlığını göstermeye başlıyor. Bunun ilk kanıtını grafikler oluşturuyor. Yapımda güya kullanılan Unreal 3 Engine�nın potansiyelinden hiç yararlanılmamış. Genel olarak tüm kaplamalar kötü ve modellemelerin hepsi genetik kopya. Efektler de bunlara dahil olarak ne yazık ki, genelde vasat bir görsellik var. En başta ayarlarda yanlışlıkla en düşüğe aldım diye düşündüm. Ancak grafik ayarlarına yeniden baktım ve yüksek detaydaydı. Unreal Engine�la yapılan başka oyunlarla karşılaştırdığımda, yapım bekleneni vermekten uzak. Güzelim motora yazık etmişler. Ses bakımından oyun gene sınıfta kalıyor. Spark Unlimited boğuk ses efektlerini oyuna yedirmiş. Bu kısımda da gerçekten kötü bir işçilik kendini belli ediyor.

Tavşan avı

Teknik bazda ilk hayal kırıklığını yaratan Fall of Liberty, geri kalan kısımlarda da geleneği bozmuyor. Sürekli olarak sıcak çatışma halindeyiz. Ancak savaşlar son derece sıradan ve bayat. Yapay zekadan yoksun rakipleri kolay bir şekilde pat pat öldürüyorsunuz. Size karşı pek bir direniş gösterdikleri de söylenemez. En kötü kısım ise bir yerlere takılmaları ve hareket edememeleri gibi hatalara da kurban gitmeleri. Çatışmalarda rakipleri canlı kalkan olarak kullanmak gibi atraksiyona girebiliyorsunuz.

Oyundaki genel işleyiş son derece çizgisel. Hep belli rotadan ilerliyorsunuz. Eğer bu rota dışına çıkılmak istenirse anında ölüyorsunuz. Aynı şekilde yapılacaklar da bu şekilde sınırlandırılmış. Misal bir tankı illaki oyunun istediği biçimde patlamak gerekiyor. Şuraya git, şuradakileri öldür sonra yoldan devam et. İşleyiş klasik olabilir. Ancak oyunun sunduğu atmosfer ve tüm her şey genel olarak kötü olduğundan, bu klişeleşmiş görev yapısı da haliyle göz önünde duruyor.

Fall of Liberty, silah konusunda normal bir FPS oyundaki çeşitliliği sunabiliyor. Oyunda Multiplayer seçeneği de yer alıyor. Ancak onunda pek tatminkar olduğu söylenemez. Genel olarak oyun vasat bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Spark Unlimited yapamamış, Fall of Liberty olmamış. Bu oyundan sonra firmanın diğer projesi Legendary: The Box�a da daha temkinli yaklaşmak gerekiyor.

Görüntüler
http://www.gamespot.com/pc/action/fallofliberty/images.html

Video

Knights of The Temple 2


Knights of The Temple 2
Yükleyen :Erdo4
Rar Şifresi :www.oyun-arsivi.com
Crack :Gerek Yok
Dosya Türü :RIP



RapidShare Bağlantıları

http://rapidshare.com/files/106000073/Eski.savaslar_Erdo4.part01.rar
http://rapidshare.com/files/106004873/Eski.savaslar_Erdo4.part02.rar
http://rapidshare.com/files/106008988/Eski.savaslar_Erdo4.part03.rar
http://rapidshare.com/files/106012883/Eski.savaslar_Erdo4.part04.rar
http://rapidshare.com/files/106016786/Eski.savaslar_Erdo4.part05.rar
http://rapidshare.com/files/106021003/Eski.savaslar_Erdo4.part06.rar
http://rapidshare.com/files/106025373/Eski.savaslar_Erdo4.part07.rar
http://rapidshare.com/files/106029347/Eski.savaslar_Erdo4.part08.rar
http://rapidshare.com/files/106031217/Eski.savaslar_Erdo4.part09.rar



Oyun Hakkında
Tapınak şövalyeleri her zaman dikkat çekici olmuştur. Kitaplara, belgesellere, filmlere konu olmuşlardır. Haklarında halen bir çok söylenti bulunan bu şvolayelerden günümüzde kalmadı. Ancak namları dijital ortamda sürmeye devam ediyor. Geçen sene ilki çıkan Knigths of the Temple, ikinci oyunu ile yeniden karşımızda. Tapınak Şövalyelerine şöyle bir bakalım.

Tapınak Yemini

İlk oyunu Starbreeze geliştirdi. Firmayı Enclave 1 – 2, The Chronicles of Riddick: Escape from Butcher Bay ile tanırsınız. Gerçi Riddick ismi kısaca firmayı hatırlamanız için yeterli olacaktır. Ancak oyunun yapımını Cauldron isimli başka bir firmaya verdiler. O gün geldi çattı, KOTT 2 nihayet elime geçti, kısaca KOTT diye hitap edip geçiyorum. İlk oyun, arada bulmaca çözüp sonrada katıksız aksiyona girdiğimiz ortalama bir yapımdı. Çizgisel oynanışı ve fena olmayan grafikleri ile hoşuma gitmişti. Ancak unutamadığım asıl yönü eşsiz müzikleri olmuştu. Oyunun resmi sitesinden bu parçaları indirebilirsiniz, haberiniz olsun. İlk yapımın sonunda kötü papazı yenip, cehennemin kapılarını kapatıp, prensesi kurtarmıştık. Ancak onu evine geri götürmemize karşın son sinematikte gözleri simsiyah olmuş ve şeytani bir görüntüye bürünmüştü. Böylece ikinci oyun için açık kapı bırakıldı. KOTT 2 işte buradan devam ediyor, bu sefer cehennemin kapıları yeniden açılmıştır, ancak onları sonsuza kadar kapatmamız gerekiyor. Bu yüzden 3 tane Artifact toplamamız lazım. The Eye, Weapon ve Rune adındaki bu değerleri parçaları toplayıp, şeytanlar Dünya’ya hakim olmadan onları geri göndermeliyiz. İlk KOTT sonunda, kötü olan prensesde olaylar içinde yer alıyor. Yönettiğimiz karakterimiz ilkinde acemilikten usta bir savaşçı olan Tapınak Şövalyemiz. Oyun içinde ilerledikçe zaten hikayeyi iyice anlıyorsunuz.

İlk göze çarpan değişiklik menüdeki hareketli arka plan. Son zamanlardaki oyunlarda hareketli arka plan zaten iyice yaygınlaşmıştı. Olsun deyip geçiyoruz, oyun başlarken ilk olarak gitmek istediğimiz yeri haritadan seçmemiz gerekiyor. Yeni bir değişiklik ile şaşırıyorum, bu gideceğiniz yerler en baştan belli. Artifact’ların bulunduğu üç şehir olan Yigor, Yusra ve Sirmium, sonradan alacağınız görevler ile haritada başka yerlerde açılıyor.

Gittiğimiz şehire göre ufak bir ara sinematik bizleri karşılıyor. Sinematik dediğim oyun içi grafik motoru ile yapılmış. Sirmium ve Yusra’da direk olarak aksiyona girme gibi bir şansımız yok. Ancak korsan şehri olan Yigor’da direk olarak hareketin içine düşüyoruz. Gittiğimiz tüm yerlere gemi ile ulaşıyoruz. Şehirlerde tam olmasada belli bir serbestliğe sahipsiniz, içinde dolaşabiliyor ve alış veriş yapıyorsunuz. Hatta bazı binaların içine girip içerisini gezebilirsiniz. Ancak gireceğiniz yerler sınırlı ve kendilerini belli ediyorlar. Oyundaki diğer değişiklik, artık bulduğunuz zırh veya kılıçlar dışında, şehirlerden başka eşyalarda alabilmeniz. Bu çok iyi bir özellik olmuş, ilk KOTT çok kısır bir oyundu, ancak yapımcılar bu sorunu çözmüşler. Yine ekstra olarak NPC’ler ile etkileşime girebilirsiniz. Bu beni daha da şaşırttı, çünkü etkileşimde olduğunuz kişiler sizlere görev verebiliyorlar. Aslında bu görevler iki çeşitli; bazıları yan görev oluyor ve size tecrübe puanı, para vb... kazanıyorsunuz. Bazıları ise ana görevinizi yapmak için yol açıyor. Bu yüzden şehirdeki insanlar ile konuşmalısınız. Aldığınız görevlere göre yeni yerlerde, ana haritanıza ekleniyor. Ölüler adası, Yusra deniz feneri gibi ilginç yerlere gidebilirsiniz. KOTT 2 içinde NPC’ler ile ufak oyunlar oynuyorsunuz. Mesela bir handa adamın biri ile en iyi nişancı iddiasına giriyorsunuz. Bir kızın kafasına elma koyuyorlar, en başta NPC sonrada siz elmayı vurmaya çalışıyorsunuz. Ancak bunu yaparken sürekli alkol aldığınız için sallanıyorsunuz ve hedefi tutturmanızda zor oluyor. Arada böyle ufak tefek karşınıza oyunlar çıkabiliyor, bu oynanışı eğlenceli kılmış.

Holy Power

Oyunda bir çok değişiklik yapılmış. Artık Inventory sistemi yer alıyor; Sağlık iksirleriniz, oklarınız, balta, kılıç vb... çoğu şeyi buradan görebilirsiniz. Alım satım yaptığınız zamanda bu ekranı kullanacaksınız. Aynı menüde sadece bunlar değil, Quest Log ve oyunun ayarları yer alıyor. Inventory sistemi gayet yerinde olmuş ve hoşuma gitti. İlk yapımda bulduğunuz kılıç eskisinin yerine geçer ve diğeri ortalıktan kaybolurdu. Şimdi öyle bir sorun kalmamış, silahı bulduğunuzda Inventory’niz de kalıyor. Birden fazla kılıç, balta veya silah taşıyabilirsiniz. Hepsi oyunun çeşitli yerlerinde size lazım olabiliyor. Diğer özellik ise artık çift el kılıç veya balta yerine, tek elde bunlardan olması. Böylece diğer elinizde kalkan tutabiliyor ve düşmanlarınızın vuruşlarından daha az etkilenebilirsiniz. Kılıç, balta, yay, ok vb... yanında, patlayıcı barut gibi yeni bir kaç silah daha eklenmiş. Ayrıca ok ile hedef almak tamamen değiştirilmiş. Eskiden FPS olan hedef alma açısı, şimdi omuz hizasında. Kontrollere fareninde eklenmesi ile hedef almak çok daha kolay olmuş. Bunun haricinde ağırda olsa ileri, geri, sağa ve sola yürüme imkanımız var. İlk oyunda işimize yarayan, ancak bu oyunda bazılarını kızdırabilecek bir ek daha var. Eskiden düşmanlarımız bizlere arkadan saldırsalar dahi blok yaptığımız zaman bu vuruşlardan etkilenmezdik. Ancak bu sefer böyle değil, arkadan saldıran bir düşman sizin canızı yakıyor. Bu gerçekçilik bakımından iyi olmuş.

Düşmanlarımız genel olarak zeki değiller, ancak kalabalık oluyorlar. Bu özellikleri ile yeri geldiği zaman insanı deli edebiliyor. Genelde yaptıkları size basit kombolar ile saldırmak. Zorluk seviyesini arttırdığınız zaman, düşmanlarınızın sayısı biraz daha artıyor ve dayanıklı oluyor. Bundan başka fark olmuyor. Ancak kalabalık düşman tutup, fazla yapay zeka vermemek aksiyon temelli bir oyun için yeterli diyorum.

Kombo ve güçlerden bahsetmişken, bunlarda da değişim var. Temel olarak üç grup özelliğimiz var. Bunların biri doğa üstü güçleriniz, diğeri özel vuruşlarınız, sonuncusunu ise kombolarınız oluşturuyor. Üstün güçlerinize ilk oyundaki 4 temel yetenekten, başka 3 adet daha eklenmiş. Ancak bu 3 tanesi, Diablo 2’de Barbar ve Amazon’nun pasif çalışan yetenekleri Weapon Mastery ve Resistance aynısı. Daha az sağlığımızın gitmesi veya daha iyi silah kullanmak gibi işimize yarayacak güçler bulunuyor. Diğer dört ana gücümüz ise Protection güçlü bir koruma kalkanı yaratabilmemiz, kendi sağlığımızı doldurabilmemiz, yere kılıç ile vurup düşmanları titretmemiz ve silahımızı büyülü hale getirmemiz. İlk KOTT’da yine 4 adet olan özel vuruşlarımız burada daha fazla olmuş. Artık daha çok sayıda etkili vurma imkanımız var. Kombolarımızda artan sayıdan nasibini almış, daha fazla sayıda kombo ile düşmanlarımıza karşı etkili olabiliyoruz.

Görüntüler
http://www.gamershell.com/pc/knights_of_the_temple_2/screenshots.html

GTA San Andreas


GTA San Andreas
Yükleyen :Erdo4
Rar Şifresi :www.oyun-arsivi.com
Crack :Gerek Yok
Dosya Türü :RIP ( Eksiksiz )

Not: Oyun Eksiksiz RIP'dir. Sadece radyo dosyaları ve videolarda ki sesler mevcut değildir...


Türkçe Yama
http://rapidshare.com/files/106102510/Tr.Yama_Erdo4.rar


RapidShare Bağlantıları

http://rapidshare.com/files/106139227/CJ.geri.dondu_Erdo4.part1.rar
http://rapidshare.com/files/106147328/CJ.geri.dondu_Erdo4.part2.rar
http://rapidshare.com/files/106154770/CJ.geri.dondu_Erdo4.part3.rar
http://rapidshare.com/files/106165785/CJ.geri.dondu_Erdo4.part4.rar
http://rapidshare.com/files/106177922/CJ.geri.dondu_Erdo4.part5.rar
http://rapidshare.com/files/106189999/CJ.geri.dondu_Erdo4.part6.rar
http://rapidshare.com/files/106197767/CJ.geri.dondu_Erdo4.part7.rar



oyunu biraz önce yükledim erdonun dediklerinden farklı hiç bişey yapmadım oyunu şuan oynuyorum bende sorun çıkmadı oyun için tşkler Grin



Oyun Hakkında
Rockstar Games ne zaman bir sessizlik içine gömülse ardından büyük ve bomba bir haber ile geri dönen bir firma. Tıpkı geçtiğimiz 2 senede olduğu gibi yeni bir oyunun yapımı içinde olduklarını düşündüğümüz programcılar, PlayStation 2 kullanıcılarını sevince boğacak olan haberi verip, GTA: San Andreas�ı duyurdular.

Geçtiğimiz sene E3 fuarında ilk kez görücüye çıkan oyun, o kadar çok yenilik vadediyordu ki; sadece PlayStation 2 kullanıcılarının değil diğer tüm oyun meraklılarının da ağzının suyunu akıtıyordu. Karakterimiz artık belli bir kişiliği olacaktı ve oyun haritası muazzam derecede büyük bir hale gelecekti. Yeni eklenen silahlar, araçlar ve görevler ile oyun bambaşka bir boyuta geçecekti. Tüm bu iddialar söylenti boyutunu aşmayacak gibi gözükürken olan oldu ve GTA San Andreas ilk olarak PlayStation 2 platformunda piyasaya sürüldü.

Vadedilen, beklenen ve istenen ne varsa San Andreas�da artık vardı. Devasa boyuttaki ana harita, pek çok eklenen yeni silah ve araçlar karşımızda duruyordu. Herşeyden güzeli ise artık karakterimizin bir kişiliği ve saygınlığı vardı. Çete elemanları arasında üst seviyeye ulaşmak için belli aşamalardan geçmemiz gerekiyordu. Karakterimizin fiziksel görünüşünün değişmesi, kız arkadaş edinme ve daha sayamadığım pek çok ayrıntı oyunun içinde yer bulunca, PlayStation 2�ye sahip olamayan oyuncular için keder dolu günler başlamış oldu.

PlayStation�ımı bundan 1.5 sene evvel satmış olduğuma lanet okuyan biri olarak, San Andreas�ı çılgınlar gibi beklemeye başladım. Arkadaşlarım tarafından aldığı övgüler oyunun ne denli iyi olduğunun kanıtıydı ama ben halen oyuna el bile sürememiş olduğumdan, bana göre değeri kat be kat artıyordu. Haziran ayında PC için çıkacak söylentileri gönlüme su serpmişti fakat günler geçmek bilmiyordu. İşte tarihler 7 Haziran�ı gösterdiğinde artık San Andreas�ın PC versiyonu resmen piyasaya sürülmeye başlanmıştı. Artık hiç kimse beni tutamaz, bekle San Andreas sokakları geliyorum...

İşte başlıyoruz

İçinde üç şehir barındıran San Andreas adalarındaki maceramız, dönem olarak 90�lı yılları içeriyor. San Andreas haritası toplamda üç şehirden oluşan devasa bir ada. Dolaşabileceğiniz mekan büyüklüğünü kafanızda canlandırmanız için minik bir formul mevcut, GTA: Vice City�nin toplam büyüklüğünü gözünüzde canlandırın ve bunu dört ile çarpın. İşte size San Andreas evreninin boyutu. Bu denli büyük olan haritaya daha kolay ulaşılabilirlik sağlanması için pek çok semte bölünmüş durumda. Her semtin kendine has tarzı, yapısı ve görünüşü var. Oyuna başladığımız Los Santos şehri haritanın güneyinde bulunuyor ve genelde küçük çeteler tarafından yönetiliyor. San Fierro ismi verilen diğer şehir ise daha gelişmiş binalara sahip bir bölge. Buradaki çeteler daha fazla imkanlara sahipler ve daha fazla söz sahibiler. Son şehir olan Las Venturas ise gerek çöl arazisi üzerine kurulu olmasının getirdiği özellik ile gerekse içerdiği kumarhaneler ile Las Vegas�ı andırıyor. Elbette buradaki yönetim büyük kitlelere hitap eden mafyalar tarafından sağlanıyor.

Eğer sizler de benim gibi San Andreas ile ilk defa PC�de tanışanlardansanız konuya biraz kulak vermek isteyebilirsiniz. San Andreas�daki ana karakterimiz olan Carl Johnson (veya kısaca CJ) kenar mahallede büyümüş bir gençtir. Bölgedeki çetelerle başı belaya girdikten sonra kaçmayı tercih eden ve bir daha geri dönmemek üzere şehri terk eden Carl, uzun bir süre sonra kararından dönüp, doğup büyüdüğü kente geri dönmeye karar verir. Fakat Carl ortalıkta yokken, geride bıraktığı ailesi bölgenin çeteleri tarafından rahatsız edilmektedir. Carl�ın erkek kardeşi ise durumu daha da kötüleştirdiğinden habersiz kendi çetesini kurmaya karar verir ve işler sarpa sarar. Artık kendilerine ciddi düşmanlar edinen aile bir gece ansızın saldırıya uğrar ve Carl�ın annesi bu saldırıdan sağ kurtulamaz.

Kendini annesine karşı suçlu hisseden Carl, çocukluğunu geçirdiği şehre geri döndüğünde ise yıllar evvel bıraktığı şehir artık eskisi gibi değildir. Erkek kardeşi yeni çetenin ele başlarından olmuştur ve başları kendilerinden daha büyük olan çeteler ile derttedir. Zaten CJ şehrine geri döndüğü anda polisler tarafınan kısa süreli alıkonulup, paraları alındıktan sonra sokak ortasına atılması ile şehrin ne denli suç batağına dönüştüğünü anlıyoruz. Güvenebilecek bir polisin dahi olmadığı şehirde, ayakta kalma çabası veren CJ ile sonu gelmeyecek bir maceraya ilk adımımızı böylece atmış oluyoruz.

Klişeleri bir kenara bırakın

Kabul etmek gerekir ki oyuna başlarken karşılaştığımız bu manzara ve senaryo biraz klişe. Fakat konu GTA olunca ana hikaye biraz kenara atılıyor. Çünkü oyunun asıl güzelliği içerisindeki, detaylarında ve görevlerinde gizli. İnanın şu anda piyasada, detay konusunda San Andreas�ın eline su dökebilecek bir oyun yok.

San Andreas�a ilk girişimizi yapar yapmaz gözümüze elbette grafikler takılıyor. Teknik olarak halen 4 sene evvelki grafik motoru kullanılıyor olsa da epeyce gelişim yapılmış durumda. Özellikle PC versiyonunda yüksek çözünürlük sayesinde detaylar epey artıyor. Daha sonra dikkatimizi çeken ise, genel yapı itibariyle zencilerin çoğunluğu oluşturduğu bir tablo sunan şehir yapısı oluyor. Zencilerle dolu bir alanda kendilerine özgü argolu konuşmaları ve küfürleri de ister istemez peşi sıra geliyor. İlk bir iki görevde konuşmaların ne kadar başarılı yapıldığına şahit oluyoruz. Şehrimizi biraz dolaşırsak daha varoş bir kesimin hakim olduğunu ve genelde unutulmuş bir kent görünümü dikkatlerden kaçmıyor.

Görüntüler
http://www.gamespot.com/pc/action/gta4/images.html?tag=tabs;images

Kurulum
Oyunu Türkçe Yama ile birlikte denedim. Hiçbir problem yok.. Rahatlıkla indirebilirsiniz..

Bu işlemi düzgün yapamazsanız, oyun çalışmaz !!!

Partları açtıktan sonra oyun klasöründe aşağıdaki gibi bir görüntü göreceksiniz. Oyunun kurulumunu bitirmek için "Setup" u çalıştırmadan, 4 dosyayı da aynı anda seçip, "buraya çıkart" seçeneğini seçerek oyunu kurabilirsiniz...

Night Watch Racing



Night Watch Racing
Rar Şifresi :www.oyun-arsivi.com
Crack:Gerek Yok
Dosya Türü:RaR
Açabilmeniz için önerdiğimiz program:Win-Rar (Programa ulaşmak için tıklayınız)



RapidShare Bağlantıları - A




Görüntüler



Video

Medal of Honor: Airborne


Medal of Honor: Airborne
Yükleyen :Erdo4
Rar Şifresi :www.oyun-arsivi.com
Crack :Gerek Yok
Dosya Türü :RIP



RapidShare Bağlantıları




Oyun Hakkında
Minumum Sistem Gereksinimleri

Windows XP SP2 veya Windows Vista
• Windows XP icin:
2.8 GHz Intel Pentium 4 veya AMD Athlon XP 2800+
• Windows Vista icin:
3.0 GHz Intel Pentium 4 veya AMD Athlon 64 3800+
1 GB RAM
NVIDIA Geforce 6600GT veya ATI Radeon X1300PRO Pixel Shader 3.

Medal of Honor�la bundan seneler önce tanışmıştık. 2. Dünya Savaşı�nın acımasızlığını ve ortamını oyunculara sonuna kadar sunmuştu. Mesela Normandiya Çıkarması sahnesini kim unutabilir ki? Sadece Singleplayer olarak değil, çoklu oyuncu modunda da başarılı bir yapımdı. Multiplayer�da oynarken zaman su gibi akıyordu. EA daha sonrasında MOH�un ek görev paketlerini çıkartarak devamını getirdi. Sadece PC�de değil, PSP�den PS2�ye kadar çoğu platformda bile kendini gösterdi. Son olarak Pacific Assault�la, Pasifik taraflarına gitmiş ve Japonlara karşı savaşmıştık. Aradan zaman geçti ve sonunda artık bir kült haline gelen MOH, Airborne ile geri döndü.

Karadan değil havadan

Medal of Honor: Airborne�nu bir süredir takip ediyordum. Ekran görüntülerinden ve videolarından o savaş atmosferini yeniden başarılı şekilde, göz önüne taşıyacağına emindim. Canlandırdığımız karakter 82. Hava İndirme Takımı�dan Paraşütçü Piyade Boyd Travers. Kendisi oldukça başarılı bir asker ve onun gözünden savaşta yaşadıklarını canlandırıyoruz. İtalya�dan, Hollanda�ya; Fransa ve Almanya�ya kadar savaşıyoruz. Airborne�da ilk dikkat çeken noktayı grafikler oluşturuyor. Oyun seride görsel anlamda bir devrim yapıp, çıtayı bir üste taşımış. Unreal 3 motoru kullanılarak yapılan Airborne�da, genel olarak hoş bir görsellik sunuyor. Patlamalar, modellemeler ve çevrenin kaplaması gayet güzel. Özellikle patlama efektleri sanki savaştaymışsınız hissini verebiliyor. Grafik motoru genel anlamda iyi iş çıkarmış, yalnız arada bir iki ufak eksiklik var. Unreal 3 yüzüne yapım içinde AA(Anti-aliasing) eksikliği var. Ayrıca grafiklerin tadını almak ve akıcı bir şekilde Airborne�u oynamak için, iyi bir sisteme ihtiyaç var diyebilirim. E6300 işlemci, 1 GB ram ve Nvidia 8800 GTS ekran kartında oyunu iyi bir şekilde, yüksek ayarlarda oynayabildim. Size tavsiyem 1 GB ram, 2.8 Ghz işlemci ve en aşağı Nvidia 7600 veya ATI X1600 ekran kartını işinizi görecektir.

Seslerde genel olarak başarılı. Efektler kulakları tırmalamıyor. Oyun için yeterliler ama gene de sanki bir eksiklik varmış hissini verebiliyorlar. Seslendirmeler iyi yapılmış, ama açıkçası en çok hoşuma giden nokta müzikler oldu. Zaten EA Games, Airborne�nun Soundtrack�ni ayrı olarak satıyor. İsterseniz satın alabilirsiniz. Özellikle ana menüde çalan parça çok hoşuma gitti. Zaten müzikler savaş atmosferine tam olarak uyuyor. Unreal 3 Engine�la yapılan oyunlarda genel olarak bir fiziki etkileşim vardı. Fakat nedense Airborne içinde fizik unsuru pek fazla yok. Birkaç şeyin kırılması veya parçalanması dışında aslında fazla etken bulunmuyor. Bu aslında büyük bir eksiklik sayılmayabilir. Çünkü genel olarak oyunun kolay yapısından dolayı fizik etkileşimin olmaması, bazı açılardan göze batmıyor.

Vur kaç ilerle

Airborne�nun oynanışı son derece tek düze ve kolay. Ancak bu tek düzeliği ortadan kaldıran farklı etmenler de var. Görevi istediğimiz noktadan başlatıp, farklı bir noktada bitebilmesi unsuru var. Paraşütle aşağı inerken, illaki belirli olan yere inmeye mecbur değiliz. Kendi istediğimiz bir yere inebiliyoruz. Bu bir binanın çatısı olabilir, bir sokak olabilir. Bu nokta oyuncuya bırakılmış. Ancak indiğimiz yeri iyi ayarlamamız gerekli olacaktır. Düşmanların ortasına inerseniz ruhunuzu özgür bırakmaya hazır olun derim.

Görüntüler
http://www.gamespot.com/pc/action/medalofhonorairborne/images.html

CivCity Rome


CivCity Rome
Yükleyen :Bay Fevzi
Rar Şifresi :www.oyun-arsivi.com
Dosya Türü:Rıpedd!!

_______________________________________________________________________________

Rapidshare

Part1: http://rapidshare.com/files/13676961/CivCity_-_-_Rome_-----_www.oyun-arsivi.com.part1.rar
Part2: http://rapidshare.com/files/13686028/CivCity_-_-_Rome_-----_www.oyun-arsivi.com.part2.rar
Part3: http://rapidshare.com/files/13692213/CivCity_-_-_Rome_-----_www.oyun-arsivi.com.part3.rar

Oyun İçi Görüntüler

Resimleri Büyütmek İçin Tıklayınız...




_______________________________________________________________________________

Kara mizah yapılası bir mevzu bu Romalılar konusu, ancak her ne kadar dolaylı yoldan barbar sıfatı yakıştırsak da pek çok filozofun barındığı bir ülke olması çok da şaşırtıcı değil. "Filozoflar refah seviyesi yüksek ülkelerde yetişir" sözü kalmış aklımda felsefe derslerinden. Refah seviyesi, yüzyıllar sonrasına bakan bir uygarlık için, hayli yüksek bir imparatorluk Roma imparatorluğu. Öyle ki, hakkında kitaplar yazılıyor, filmler çekiliyor.. ve de oyunlar yapılıyor.

İlginçtir ki, oyunların uygarlığında Romalılar'a öyle çok sık rastlanmaz. Oyunların uygarlığı dediğim, arenalarda insanların eğlencesi için ölümüne dövüşen sefil kölelerin uygarlığı değil; "büyük insanlar" listesinde adı akla ilk gelecek insanların uygarlığı bu, yani klasikleşmiş oyunların uygarlığı. Her ne kadar kült olmuş bir Roma temalı oyuna çok fazla rastgelmesek de, Roma temalı oyunlara sık sık rastlıyoruz, geçtiğimiz günlerde çıkan CivCity: Rome gibi mesela. Peki bu oyun şeytanı kötürüm edebilecek mi? Aaz sonra... (Yukarıdaki puana bakıp da yazının devamını okumaya gerek duymayan arkadaşları aslanlara havale ediyorum.)

"SimCity'nin Roma'ya uğramış hali" gibi odun kıvamında bir tanım yapabilirim CivCity: Rome için. CivCity: Rome, SimCity gibi şehir planlama oyunu sayılır en nihayetinde; ancak bunu yüzyıllar öncesinin zaman diliminde yaparken işler ister istemez farklılaşıyor. Yapımcı firmalar da farklılaşınca işler istemez farklılaşıyor tabii, diyecektim tam ki, aklıma Caesar serisi geldi, vazgeçtim. Neden mi? Az sonra...

Evet, şehir planlama oyunu olduğundan bahsettim. Bunun ardından, pek de şaşırmayacağınız üzere oyunda çadırlar kurup göçmenleri konuk ettiğinizden, onlara eğlence yerleri, tarlalar, su kuyuları gibi hem çalışma alanları, hem de ihtiyaçlarını giderecek mekanları inşa ettiğinizden bahsedeceğim, şaşırır mısınız bilemiyorum. Evler seviye seviye yükseliyor ve bir evin ihtiyacını karşılayabiliyorsanız, o ev bir üst modele dönüşüp yeni yeni şeyler istiyor. Ve aslına bakarsanız, evet yine odun kıvamında, kaba olacak biraz ama, oyun bunun üzerine kurulu. Aşağı yukarı her bölümde amacınız x sayıda y model ev barındırabilmek.

Örneğin bir şehir kurarak işe başladınız ve size verilen görevleri yerine getirdiniz. (örneğin 3 tane çadırınız ufak birer eve dönüştüler) Ardından bölümü tamamlıyor, yeni göreve geçiyorsunuz; artık 5 tane çadırı daha büyük bir eve dönüştürmemiz gerek! İtiraf edeyim, bir süre zevk alarak yaptım ben bunu. Ancak 1-2 görev tamamlayıp bölümü geçtiğinizde tertemiz bir arazi ve "10 tane yüksek yüksek evler yap, hadi bakayım!" diyen pişkin bir elçiyle karşılaşıyorsunuz. Tamam kabul, pek saygıyla andığımız Caesar III'te de işler çok farklı değildi, (ki aslında oyunun Caesar III'ün yarım yamalak bir remake'inden farkı yok, ve o da aaz sonra) ancak en azından oyun sadece bunun üzerine kurulu da değildi.

Olcay Sonkurt:trgamer.com


devamını oku>>